Yükselen Gerilim, Batan Umut

Ekşi Sözlük’ün 15000’den fazla girdisi bulunan meşhur bir başlığı vardır, Türkiye’den siktir olup gitmek. Başlıkta birçok yazar ya kendi ayrılma hikayelerini anlatır, ya şu anda ne durumda olduklarından bahseder, bazıları da milliyetçilik triplerine girip onda eğitim alıp gidenlere neden mücadeleyi bırakıp kaçtıklarını, neden her şeye rağmen kalıp mücadele etmediklerini sorar. Başlıktaki en aptalca şey sayılmaz ama bazıları da tutar gidenlere hain damgası yapıştırır.

Not: Bu yazı, şuradaki İngilizce özgün yazının yaklaşık bir çevirisidir. // This is a rough translation of this post.

Tüm Umut Terk Eder…

İnsanlar bu ülkede çalışma şartlarından, dengesiz vergilendirmeden, ülkedeki en üst yönetim tarafından her gün düzenli hakarete uğramaktan, ekonomik dengesizlikten, acil durum için katliam listesi hazırlayan aptallardan, gündelik işlerin dine göre düzenlenmesinden, genel olarak yaygın aptallıktan, siyasal İslam’ın kanser gibi yayılmasından, hapisteki gazetecilerden, klavye başına oturan soytarıların gazeteci diye anılmasından, yandaş suçluların korunmasından, ifade özgürlüğü ve diğer temel insan haklarının suçlaştırılmasından, muhalefetin aldığı belediyelerin iktidar partileri tarafından çalıştırılmamasından, artık kafa patlatıcı seviyede iki aydır güya virüsle savaş için duası salası zikrinden, kasvetli bugünden, belirsiz gelecekten bıktı usandı. Burada güvende değiliz. Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi, demiş Tezer Özlü.

Cehennemin kapılarına gelmeden tüm umut bizi terk etti.

İş, Hayat ve Diğerleri

20 aydır AMD için çalışıyorum. AMD’de çalışmıyorum zira bir ajans üzerinden bordrolanıyorum ve uygulamada o tüm ajans benim. Pazarlama müdürlüğü unvanı ve pozisyonu verilecekti ama yönetimsel bir pozisyon olmadığını anladım zamanla. Şimdi şirket içi olayların ayrıntısına girmeyeceğim velâkin kendi bölgemin olmasına rağmen diğer 7 kişiyle beraber bölgedeki kağıt işlerini ve e-posta yazışmalarını yapıyoruz. Esas iş paydaşlarının da içe yer yer daldığı benim için kısır bir döngü. Yalnızca olayı icra edip kağıt belgelerin peşinden koşuyorum. Başlamadan evvel AMD bir e-posta şirketi demişlerdi ve bu durum benim için uygundu ama işin bu kadar safi kağıt doldurma işi olacağından haberdar değildim. Bana yaratıcı yeteneklerimi boşa harcıyorum gibi geliyor. Yaratıcı yetenek demişken bu esnada bolca Photoshop ve Premiere öğrendim. Premiere Rush ile başlamıştım ama sonra iş Premiere kullanmaya döndü. Profesyonel hayatta kullanmayacağım bir yeteneğe daha sahip oldum, ne güzel. AMD’deki kariyerimde bir gelecek görmüyorum zira şirket küçük rakip konumunda ve ajansları ajans olarak tutuyorlar, yalnızca kritik bilgilere sahip olanlar ve stratejik çalışanlar çalışan olarak ekibe katılıyor (kontratlı veya kadrolu). Elbette her şey operasyonel giderlerle faturalanan maliyetler arasındaki mücadeleden kaynaklanıyor.

Duruma baktığımızda bana Berkin olarak ekibin ihtiyacı olmadığını görüyorum. Daha az masrafla yaptığım şeyi daha mutlu mesut şekilde yapacak birilerini bulmaları kolay. 17 yıldır iş hayatındayım ve bir yerde yaratıcı işler yapmamak ve gelecek görmemek canımı öldüresiye sıkıyor. Elbette yarı iletken endüstrisinin merkezinde olmak ve dur durak bilmeden ürün çıkartmak içimi ısıtıyor velâkin dış kapının mandalı olma hissiyatı ve çıkacak bir merdiven olmaması can sıkıcı. Elbette AMD’nin MÜnih ofisindeki beraber çalıştığım ekibe katılabilsem güzel olurdu. Bavyera genel olarak pahalı fakat ekip çok güzel. Orada hayatımı idame ettirebilirdim.

Berlin’e Başvurular

Berlin’i seviyorum. Dört kere ziyaret ettim ve çalışmak ve yaşamak için güzel bir yer olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Almanya düzgün sağlık hizmeti sağlayan bir yer zira ara sıra kalıcı sorunlarım için doktora görünmem gerekiyor. Berlin’de çalışmak ve yaşamak için Glassdoor ve Linkedin üzerinden birçok başvuru yaptım. Fakat bu salgın yüzünden herşey durdu. Ayrıca Münih için mayıs sonuna bir biletim vardı ama iptal oldu. Gezmek için gidiyordum ama AMD ofisine de uğrama planım vardı, olmadı.

Dünyada cennet diye bir şey olmadığını biliyorum. İyi diye bir şey yok, yalnızca daha iyisi var. Orta Doğu ülkelerinin kültürü için uygunsuz olduğum için yüzümü; kültürel olarak uyum sağlayabileceğim, Orta Çağ kafasıyla yargılanmayacağım, rastgele devlet şiddetinden daha az etkileneceğim, temel insan hakları için mücadele vermem gerekmeyecek, devletin başı tarafından düzenli olarak sövülmeyeceğim (gerisini siz ekleyin) Avrupa’ya çevirdim.

Shakespearevari Bir Veda

Sonuçta bu ülkeden bıktım. Ortama kurumun kurumlar vergisinden daha fazla gelir vergisi ödüyorum. Amacım mümkünse 2021 başında Almanya’Ya yerleşmek. Macbeth’ten, Sabahattin Eyüboğlu çevirisinden, bir kısımla bitirelim:

Caymam artık, bitti
Canım kanımla bu işe veriyorum kendimi
Gel gidelim en tatlı yüzümüzle boyayalım gözünü herkesin
Kalleş bir yüreği kalleş bir yüz gizlesin, yalancı bir yüreğin içindekini.

Doğrusunu söylemek gerekirse canla kanla olmaması gereken bir şey, yalnızca temel insanı beklentilerle istenmediğim ve sürekli dışlandığım bir yerden uzaklaşmaya çalışıyorum. Göz boyamak yok, iş çevirmek de yok, olacak şeyi söylüyorum zaten. Yüreğim de kalleş değil en nihayetinde kimseden bir şey saklayıp Macbeth çifti gibi bir cinayeti örtbas etmiyorum.

Yalnızca çantamı topluyorum ve size bunu haber veriyorum.

11 comments on “Yükselen Gerilim, Batan Umut

  • Combine Advisor says:

    Abi, merhaba

    Benimde hiç umudum kalmadı. Geçen sene İstanbul Üniversitesi denilen çöp yerden mezun oldum ( Diğer adıyla Ak Üniversite ). Eğitim boyunca yabancı dil öğrendim bana artı katar diye ama mezun olunca hiçbir işe yaramadığını anladım. Bana kattığı tek artı bayancı teknoloji sitelerini okuyabilmek 🙁 . Mezun olduğum an İstanbul’da iş başvurularına başladım. Kurumlar beni insan yerine bile koymadılar ve ben de mecburen doğu bölgesine, memleketime döndün. Burada çalışma olasılığı olan kurumlara da başvurdum ama nafile. Yakınlarımın ise benden beklediği tek şey ise KPSS sınavını kazanmam ama kimse kazanamama intimalini düşünmüyor, ki zaten kazanamayacağım. Akl-ı selim olarak gördüğüm arkadaşlarım bile intihar cümleleri kurar oldu. Hepimiz çok bunaldık. Seni çok iyi anlıyorum Abi. Umarım kendini kurtarırsın.

    Reply
    • Giden diğerlerinin elinden tutup mümkünse onları da medeniyete taşımalı kafasına geldim ben. KPSS’yi kazansan bile sevmezlerse torpil yoksa elerler. Kaldı ki batan gemide kaptan köşküne geçsen ne olacak? Önerim pasaport çıkartıp ülkelerdeki “expat” sitelerinde gezinip oradaki durumları araştırman. Sonrasında belki bir yerden bir fırsat çıkabilir.

      Reply
  • Zuhuratbaba kafaya çok takıyorsun, her şeye rağmen bu ülke yaşamaya değer. İçinde bulunan durumdan ben de hiç memnun değilim. Bazen diyorum birileri ön ayak olsa da çekip gitsem şu ülkeden, ama sonra da diyorum ki ben gidersem sen gidersen o giderse güzel günleri nasıl göreceğiz? Bence beklediğimiz güzel günleri görmek çok uzak değil. Ömür belki bir avuç beklemeye değmez dersen de bir şey diyemem.. 🙂 Sen gibi aydın yüzlere bu ülkenin ihtiyacının olduğunu düşünüyorum elbet bu gitme kararı kısa sürede verdiğin bir karar değildir ama umarım kalırsın. Sağlıcakla..

    Reply
    • Merhaba, fikrimce güzel günler görme olasılıklarımızı tükettik. Bu cadı kazanı bana (ve yaşıtlarıma) söz hakkı verilmeden önce kaynamaya başladı; söz hakkım olduğunda sadece inanışım ve hayat şeklim nedeniyle kürsülerden defalarca terörist olarak itham edildim, hedef gösterildim. Hiç gözaltına alınmışlığım, sabıkam yok ama halk düşmanıymışım. Öyle buyuruyorlar. Bu ülke benden ve benim gibilerden bir şey beklemiyor. Dua ile işlerini çözeceklerini düşünen en az 35 milyon insanımız var, bunların Meclis’e yansıması %48 civarında. Devlet vergimi çatır çatır alırken premium vatandaşız, sonra birden ne oluyorsa terörist oluyoruz. Falan filan. Ben bıktım o yüzden. Sebebim bu. Tek hayatım var, yeterince rezil oldu zaten. Bir bu kadar daha yaşamayacağım; hayatımın gerisini evimde otururken durduk yere suçlu ilan edilmeyeceğim, hedef gösterilmeyeceğim, bu işi yapmaya çalışanan süründürüldüğü bir ülkede yaşayarak geçirmek istiyorum. Çok fazla beklentim yok yani; asgari medeniyet seviyesi bana yetiyor. O da burada yok.

      Reply
  • Berkin abi merhaba, senden yaşça küçük birisi olarak ben o umutları son beş yıldır kaybettim. Senin bilgi birikimine güveniyorum ve güvendiğim için senden twitter’dan teknoloji hakkında sorular sorardım. Seni bir şekilde yine bulduğuma sevindim. Ben de bahsettiğin o konudan muzdaribim ve artık söylenecek bir söz yazılacak bir şey kaldığını düşünmüyorum. Artık ben de o kadar oldum ki sosyal medya kullanmıyorum tv zaten yoktu hayatımda gündemi dahi takip etmiyorum artık. Bi haber yaşamaya başladım. Mutlu muyum pek saayılmaz ama kafam bir nebze olsun rahatladı diyebilirim. Doğruları söylemenin muhaliflik sayıldığı hatta düşmanlaştırıldığı bir yerde çekip gitmek bence başlıca bir nedendir. İmkanım olsa ben de senin gibi düşünürdüm. Hayat senin, karar senin. Kararlarına saygım sonsuz umarım gerekli işlemler hızlı bir şekilde gerçekleşir yeni hayatına başlarsın. Bu arada tekrar teknoloji odaklı bir şey yapailirsin youtube kanalını tekrar canlandırabilirsin. sevgiler, sağlıacakla

    Reply
    • Merhaba Emre, hayat benim, karar benim gibi görünüyor velâkin maddi anlamda varlıklı insanlar olmadığımız için kafamıza estiği gibi kalkıp gidemiyoruz. en büyük sorun da orada. Avrupa Birliği şahane bir serbest dolaşım, daha doğrusu iş gücünün serbest dolaşımı imkânı sağlıyor. Bir AB vatandaşı başka bir ülkede ikametgâh edindiği gibi orada yaşamaya başlıyor; bizde böyle şeyler yok. Bu kadar kayıtsız göçmen aldıktan sonra o konu bizim için kapandı zaten. Stratejik olarak da Türkiye Cumhuriyeti yönetimi bu tür anlaşmalarda taraf olduğu anda, devlet ihalesiyle geçinenler hariç, burada çalışan üreten tek insan kalmaz. Her türlü yaş iş. Henüz sürekli reddedilsem de bakalım umudum var, belki iş bulurum. 🙂

      Reply
  • Fatih Taştan says:

    Mutlu geceler. Sevgili Berkin bu yazıyı ve yazdığın yanıtları okudum. Kararlı olduğun görülüyor ve açıkcası Türk tini aydınlanmaya niyetlenmeden neden daha fazla kalayım? diyorsun. Türkiye’nin kötü sosyalitelerine yenilmek gibi dursa da son kertede özgür bireyler radikal kararlar alırlar ve sen de bunu yapıyorsun. ‘Sistem içine çöküyor, az bekleyin’ kum yemekten başkası değil. Ülke tüm sektörleriyle çökük. Eğitim, sağlık, siyaset, spor, sosyal hepsi bitik. Yokluğun büyük kayıp olacak. Sektörün ağır toplarından birinin gözgöre göre gidişi içime hiç sinmiyor, sıkıntı veriyor. Önce motosiklet sektörü Barkın Bayoğlu [Altın Elbiseli Adam] şimdi bilgisayar sektörü Berkin Bozdoğan
    Kadıköy’de yürürken artık kendimi kötü hissedeceğim. Çünkü gittiğini bilmek acı verecek. ‘Evet o da gitti şimdi yok buralarda’ Senle karşılaşma ihtimalim de sıfırlanacak. Türkiye’yi terkettiğini bilmek kimbilir kaç kişiye acı verecek? Bunlarda işin duygusal varyasyonları.

    Reply

Berkin için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.