Bir hastalığın son evresi

Bunu söylemenin kolay bir yolu yok ama üzülerek belirtmem gerekiyor ki bir hastalığın son evresindeyim. Hayatta kalmaya çalışacağım, şansım o kadar kötü değil ama kolay olmayacak.

(Bu yazı burada bulunan yazının kötü bir çevirisidir. This is a badly translated version of this piece.)

Son 5 yıldır, osteomiyelit tedavim sırasında kreatinin düzeylerimin yüksek olduğu ölçüldüğünden beri böbreklerime dikkat etmeye çalışıyorum. Bir süre sonra nefrotoksik ajan içeren tüm kullandığım ilaçları kestim ve diyabetimi yönetmek için sadece diyete yöneldim. Baya da başarılı oldu.

Yılları ileri sarıyorum: Şu an hastanede boynumdaki bir kateter yoluyla ilk hemodiyalizi alıyorum, sol ön kolumda cerrahi olarak birleştirilen damarım diyalize izin verecek güç ve çapa ulaşmadan önce bu yöntemle ilerleniyormuş.

Prognoz

Birçok diyaliz hastası 5 yıl içinde ölüyor. 10 yıllık hayatta kalma oranı ise son derece düşük. Bu ciddi bir sorun gibi görünüyor ama çok basit de bir sebebi var: son dönem böbrek hastalığı hastalarının çoğu 65 yaşlarında diyalize başlıyor. Bu süreçte komorbid hastalıklar ortaya çıkmazsa, genç hastalariçin durum daha iyi; kaba bir tabirle genellikle doğumda yaşam beklentilerinden on yıl daha az yaşarlar ama yaşarlar. Böbrek nakli ise neredeyse en iyi çözüm; hayatta kalma süresini neredeyse normalleştiriyor.

Organ bağışı ile ilgili sorun

Türkiye’de birçok insan öldüğünde hayatta olduğundan daha değerli hale geliyor. Tabutunuz bayraklarla örtülü olarak konuşma yapmak için kullanılabilir, propaganda malzemesi haline getirilebilir veya aileniz cansız bedeninizle ne yapılacağına isteklerinize rağmen karar verebilir. Bu yaklaşım aynı zamanda “bedeni bir bütün olarak gömmek” gibi bazı sosyal sorunlara da neden oluyor, ne tür bir hastalıklı amaca hizmet ettiğinden emin değilim.

Bu sorundan dolayı, her beş böbrek naklinden dördü canlı bağışçılardan geliyor. Modern ülkelerde bu oran tam tersi. Canlı vericilerle ilgili sorun, birini düzeltmeye çalışırken muhtemelen iki hasta yaratma sorunudur. Bu nedenle donörün sağlığı mükemmele yakın olmalıdır. Yüksek tansiyon? Kolay gelsin. Potansiyel diyabet? Asla. Kronik hastalıklar? Şansınız yok…

Bu işin sosyal yönü başka bir sorun: Sonuçta birinden araba istemiyorsunuz. Onlardan, sizi iyileştirebilecek, ancak gelecekte onlar için sorunlara neden olabilecek gerçek bir parçası olan bir organ istiyorsunuz. Benim durumum daha da şenlikli: 0 kan grubu sadece aynı kan grubundan böbrek alabiliyor. Bir çapraz nakilde sizin için böbreğini verecek gönüllüler olsa bile (A hastası B donörünün organını alır, B hastası A donörünün), 0 kan grubu bağışçı herhangi birine böbreiğini verilebilir olduğu için, muhtemelen çapraz nakip yerine orijinal donörleriyle nakil olmak isteyecekleri için neredeyse bu seçeneğimi de devre dışı bırakıyorlar.

 

One comment on “Bir hastalığın son evresi”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.